HSYK' nun Neden Arkasında-Yanında Değiliz
2010 ruhu öldü. Meydanlarda söylenen sözler bugün çöpe atıldı. İktidar HSYK nu dizayn ederken zaten o binada kendisini güçlü olarak dizayn etmişti. İlk günler her şey güzeldi. Bakanlık kurula taşınmıştı. Kurul ise sorunsuz olarak iktidarla uzun bir süre balayı yaşadı.
Hükümet istedi kurul gereğini yaptı. Hükümet istedi sürülmek istenen hakim ve savcılar sürüldü. Bazen cemaat istedi, hedef gösterdi hakimler, savcılar görevden alındı. Yeni hakim ve savcılar atandı. Hükümete ve cemaate sırtını dayayanlar yargının prensleri olarak bu süreçte görev yaptılar.
Yeteneksiz ancak biat edenler, zekalarıyla, hukukculuklarıyla hayal edemeyecekleri makamlara oturdular. Taşrada kalitesize bol kepçeden notlar verildi. Muhalif olana, nasıl zarar verebilirizden hareketle notlar özel olarak hesaplandı. İnsanlar haksız olarak sürüldüler. Layık olmayanlar yönetim makamlarına getirildiler. Kurul memnundu, iktidar memnundu.
Dün hemşericilik, mezhepcilik, tanıdıklık kriterleri vardı. Ankara da bir yargıtay üyesi tanıdığın olursa sırtın yere gelmezdi. Yalın, çalışkan, erdemi nedeniyle kimseden bir talepde bulunmayanlar yargının isimsiz kahramanları oldular her dönem. Kahraman olmak için herhangi bir görüşden olmak gerekmiyordu. Benzer kişilik sahibi olmak yeterliydi. Adliyeleri de onlar sırtlar, adaleti de onlar sırtlarlardı. Diğerleri ise acaba nasıl bir şey yapsam da yükselsem hesapları içindeydi. Kural değişmezdi. Hep bunlar yönetici oldular. Çünkü yukardakiler bunları seviyorlardı. Onlarda aynı şekilde yükselmişlerdi.
2010 öncesi kurul değiştirilirken kimse kılını kıpırdatmamıştı. Ne yapıyorsunuz dememişlerdi. Çünkü sessiz çoğunluğun yönetimine layık değillerdi. Bu günde tartışmasız siyasal bir operasyona kurban edilen kurulla ilgili de bir tepki yok. Çünkü bu kurul zamanında da zenciler değişmedi. Kurulun yeni yaptığı şeyler vardı. Dünde kalan saçma sapan bazı uygulamalar kaldırılmıştı. Demokrasinin gereği hakim ve savcılar daha fazla kurula ulaşabiliyor ve eleştirebiliyorlardı .Ama dünün miras alınan benim adamım, tanıdığım adam, bizden adam felsefesi değişmemişti.
Savaşmayanın adına, bir başkası savaşmaz. Adaletli olmayan adına biri adalet mücadelesine girmez. Özetle bu kurul iktidara yakındı veya cemaate yakındı. Ama o sessiz çoğunluğa o isimsiz kahramanlara yakın değildi. Hiç yoktan eskisinden daha çok yakın değildi. O zaman o kurulu zaten iktidar getirmişti ve şimdide üzerinde istediğini yapıyor.
Peki bu müdahaleler olmasaydı, süreç içersinde kurul gerçekten bağımsız bir tavır sergileyebilirmiydi. Bence evet. Ama iktidar buna da müsade etmedi ve 10.000 kişiden daha fazla kişiden oluşan bir hakim ve savcı topluluğu şu anda deyim yerindeyse kendi milletvekilleri olan kurul üyelerinin vesayet altına alınmalarını sadece seyrediyorlar. Yargıya yapılan darbeyi seyrediyorlar.
Şu anda o kurulda olanlar veya 2010 öncesi kurulda olanlar iyi düşünsünler .Görev yaparken birincil amacınız bu mesleğin hakim ve savcıları değil ise yarın hep yalnız kalırsınız. Arkanızda kimseyi bulamazsınız. Hizmet ettiğiniz siyaset, bir gün en küçük diklenmeniz de fişinizi çekiverir.
Özetle bu yasa değişikliği Fransa, İtalya veya İspanya'da yapılsaydı, bu kadar kolay yapılabilirmiydi. Veya var olan kurul geçmiş icraatında mesleğin tümüne eşit davranıp, haksızlıklara neden olmasaydı. Yani tabanın sahiplendiği bir kurul olsaydı, yine bu kolaylıkla yapılabilirmiydi.
Sonuç olarak yargı bağımsızlığı yoktu. Şekilsel vardı, simgesel vardı. Bugün ise tamamıyla yok edilmiştir. Yeniden hükümetimize, hükümetimizin bu süreç içersin de seçeceği yeni prenslerine ve yeni oluşturulacak cemaat üyelerine hayırlı olsun.

Yorum Gönder
Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.