Yüksek yargı hakkında şuyuû vukuûndan beter bir endişe her ortamda dile getiriliyor. Yargıtay'ın zorlama kararları bazı kritik davalar örtbas mı ediliyor? endişesine sebep oluyor. Bu ağır itham ve derin kuşku sadece Yargıtay'ı değil adalet sistemini temelden sarsacak nitelikte, böyle kötü bir algının oluşmasına sebep olmak fevkalade yanlış; ancak bu algının en temel sebebi üst yargının bizzat kendisidir. Algı hatasını Yargıtay yaparken tüm yargı mensuplarını zan altında bırakıyor.

Üst yargı ile ilgili rüşvet iddialarının haddi, hesabı yok. Geçenlerde Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker çok doğru bir çıkış yaptı ve bu iddiaların kendilerini de üzdüğünü söyledi. Lakin sadece beyanla bu metin sınavdan geçmek mümkün gözükmüyor. Mesela şu an emekli bir Yargıtay üyesi rüşvet davasından tutuklu. Kamuoyu bu davayı İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş'ın rüşvet iddiasıyla tutuklanmasından biliyor. O davanın özü, birilerinin sürekli rüşvet vererek haksız oldukları halde dava kazanması üzerine, başka birilerinin de aynı yola tevessül etmesiydi. Daha açık konuşmak gerekirse rüşvet o kadar ayyuka çıkmış ki, herkes davasını çözebilmek için maalesef haksız bir yola başvuruyor.

Üzücü manzara şu: Yargıtay'daki dosya yükü 2008'den bu yana 1 milyonu aşmış durumda. Tutuklu yargılananlardan 2 bin 790 hükümlüden 918'inin dosyası Yargıtay'da bekliyor. Sadece geçen yıl 14 bin 809 dava zamanaşıından düşmüş. Yargıtay'da davası olanın vay haline! Dosya yükü bu kadar feci bir hale gelince adeta bir sektör oluşmuş. Halk arasındaki yaygın bilgilere göre Ankara'da bürolar var, bu bürolar yüksek yargıdaki eş, dost, akraba isimleri vererek insanlara, "Dosyanızı çözeriz" diyor; böylece sistem içeriden ve dışarıdan bazı kişilerin menfaat temin etmesine dayanıyor. Bu kuşkuyu destekleyecek olaylar da yaşanmadı değil aslında mesela rüşvet aldığı netleşen ve avukat oğlunun hukuk bürosu aracılığıyla kirli işler çevirerek üst yargıda iş bitiren Yargıtay üyesi Ergül Güryel suçüstü yakalandı, soruşturmada görüşmelerin ses kayıtlarının, 'hukukî delil olmadığı' yönünde karar alındı. Yargıtay, görevde olan arkadaşlarına (o dönemde HSYK başkan vekilliği de yapıyordu) sadece istifa çağrısı yaptı. Böyle bir hatayı Yargıtay yapmamalıydı. Zira istifa bir ceza değildir; hele kriminal bir tespit söz konusuysa.

Yargıda reform kaçınılmaz. İş yükünden kaynaklanan ve rüşvet şüphesini güçlendiren sistem ıslah edilmeli. Adamına göre adalet dağıtılırsa bu ülkede hukuk nasıl inandırıcı olabilir?

3167 Sayılı Çek Yasası'nda bulunan ve 5237 Sayılı TCK da yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanıp, TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Maddesinin açıkca emredici hükmü olmasına rağmen Yargıtay 10. ceza dairesinin tüm hukukçuları şok eden kararlarıyla Karşılıksız Çek keşide etme suçuna tebliğname yayınlayarak "cezaları kesintisiz uygulayın" demesinin ardındaki gerçeklerde mutlaka açığa çıkarılmalıdır.

Örtbas edilen (en azından öyle bir havanın verildiği) her dava bu ülkeyi karanlığa sürüklüyor; bunu hiç kimse görmese bile üst yargının görmesi gerekmiyor mu?

3 Yorumlar

Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.

  1. KİM YAZDIYSA ELİNE SAĞLIK.BU İŞİN NEDEN BURALARA GELDİĞİ VE KİMLERİN BU İŞİ NE İÇİN YAPTIĞI ÇOK GÜZEL ANLATILMIŞ.BAZI LOBİLERE KİMLER ÇALIŞIYOR ACEP.....

    HAYIRLI BAYRAMLAR

    YanıtlaSil
  2. KİM YAZDIYSA ELİNE SAĞLIK.BU İŞİN NEDEN BURALARA GELDİĞİ VE KİMLERİN BU İŞİ NE İÇİN YAPTIĞI ÇOK GÜZEL ANLATILMIŞ.BAZI LOBİLERE KİMLER ÇALIŞIYOR ACEP.....

    HAYIRLI BAYRAMLAR

    YanıtlaSil
  3. KİM YAZDIYSA ELİNE SAĞLIK.BU İŞİN NEDEN BURALARA GELDİĞİ VE KİMLERİN BU İŞİ NE İÇİN YAPTIĞI ÇOK GÜZEL ANLATILMIŞ.BAZI LOBİLERE KİMLER ÇALIŞIYOR ACEP.....

    HAYIRLI BAYRAMLAR

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.