Yargıçlar işlerini ciddi yapmıyorlar, her hakim ben bilirim umursamaz havası içinde kendini ilâhi bir güç gibi görüyor, içgüdüsel kararlar alıyorlar, önemli davalarda bile savcılar dinlemiyor, yargıç resim yapıyor, yargıçlar çok gergin insanları azarlıyorlar, duruşmada herkese sen diye hitap ediyorlar yargılananlar da neyi söyleyeceklerini şaşırıyor, avukatlarla alaycı konuşuyorlar, bazen de azarlıyorlar, mübaşirler insanları itip kakıyor.
Avukatlar mı? Bildiğiniz gibi sessiz ve ilkesiz, yargıçlar karşısında el pençe divan duruyorlar..

Hak aramanın son kapısı yargı yerlerinde, gerek hak ve çıkarların somut olay içinde güncelleştirmek, savunmak yargıca anlatmak ve inandırmak, gerekse çatışan haklardan doğru yargılara ulaşmak dünyadaki zor ve tehlikeli işlerin başında gelir.
Bu nedenle doğru ve güvenli yargılamayla hak ve adalete ulaşma bilimsel düşüncenin önemini kavramış yargıç, savcı ve avukatların varlığını gerekli kılar.

Türk yargı düzeninde adalet, çok büyük ölçüde, bilimsellikten uzak ve pratik alanın disiplinden yoksun kuralları içinde gerçekleştirilmeye çalışılır.
Bu düzen, usun ve bilimin onaylamayacağı yaygın söylemle savunulmaktadır: Teori başka, uygulama başka. İşin tehlikeli yanı; bu ilkel inanç, genç yargıç adaylarına öğütlenerek bilimsel düşünce yeteneklerinin gelişmesi işin başında körleştirilmektedir.

Yargıtay Daire Başkanı öğrencilere, kararlarında yüksek mahkeme içtihatlarını esas almalarını, teorik bilgilerin kafa karışıklığı yaratacağını ve kararlarının bozulması durumunda kötü not alacaklarını uyarmaktadır.

Bu ilkel inancın kaynağı, bilgisiz ve özensiz hukukçularımızın, hukuk biliminin ve yasaların öngördüğü ilke ve yöntemleri uygulamayarak bozdukları yargılama düzeninin gerçek görünümüdür.

Oysa Medeni Yasa’nın 1. maddesi, Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır ilkesi ile ayrım yapmaksızın her alanda çalışan yargıca izleyeceği yöntemi buyurur. Çünkü hukuk bilimi Tanrısal ve beşeri alanın bilgisi, haklı ve haksızın bilimidir. Bilimden yararlanmayan hukukçu görevini savsayarak yerine getirmemiş sayılır.

Her alanda olduğu gibi yargısal alanda da teori ve pratik bir birini bütünleyen kavramlardır. Hukukçu bilimsel görüşlerden ve yargı inançlarından edindiği bilgilerden yararlanarak sorun çözerken, hukukçu kimliğini varsıllaştırmakla kalmaz, hukukun gelişmesine de katkı da bulunur.

Bu bağlamda bilimsel düşüncenin, uzmanlık alanındaki hukuksal bilgilerle birlikte hukukun diğer dallarından da yararlanarak varsıllaşacağı da bilinmelidir. Bir de yaşamı bilen hukukçu kimliği. Uygulamada teori başka uygulama başka uyduruk inancın, olumsuz etkisi ağırlıklı olarak usul çiğnemelerinde görülmektedir.

Hukukçu, çoğun, açıklamasız, yorumsuz alt alta dizilmiş içtihatlı kitapları yeğliyor, çünkü yüksek mahkeme kararları yargıçlar için tabu durumuna gelmiştir, az da olsa yayınlanan bilimsel yapıtların 1000 baskıları bile yıllarca kitabevlerinin raflarında bekliyor.

Post a Comment

Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.