Ancak Osman Can tam anlamıyla bir felaketti Cidden bende hayal kırıklığı yarattı. Hani derler ya elmalarla armutları karıştırmak misali doğrularla yanlışları tam bir çorba yaptı, Ne ararsan var, Düşünsel tutarlılık bakımdan 10 üzerinden SIFIR çekti, Hani üç yanlış bir doğruyu götürür misali yanılgıları, yanlışları aradaki doğruları da alıp götürdü. Bunu nasıl becerdi doğrusu anlamak güç. Büyük kabiliyet
Programın başında, hemen girişte büyük bir ayıpla başladı. Karşısındaki sanki sokaktan geçen bir adammış gibi sen şunu okudun mu, bunu okudun mu demesi tam bir çocukluktu. AKP kapatma davası kararını dağdaki çoban bile biliyor. Ama Osman Can bunu soruyor Onu geçtik, sanki hazine yardımından mahrumiyet bir ceza değilmiş gibi neredeyse Anayasa Mahkemesi AKP’i aklamış gibi bir yorum yaptı ki, tam bir şenlikti.
Sayın Kanadoğlu’na karşı ikinci kabiliyetsizliği Alman Anayasaları üzerine sen bilmiyorsun lafı oldu. Aynı programda ikinci kez bu sözü söylemesi cidden terbiye sınırlarını aşan bir husustu. Hani Kanadoğlu cidden bilmese gene de hak verilebilir. Ancak, fikirlerini beğenirsiniz, beğenmezsiniz o ayrı şey ama sizden çok daha ileri hukuki bir donanıma sahip birine siz bunu derseniz, sınıfta kalırsınız. Osman Can, Anayasaları incelemekle hukuk bilmeyi birbirine karıştırıyor..
Sonuç olarak,
Bu iktidar, sevelim yada sevmeyelim halkımız tarafından seçilmiş ve kendilerine belirli bir süre görev tevdi edilmiş bir hükümettir. Daha önce ki hükümetler nasıl zamanı geldiğinde ve/veya siyasi verimliliği bittiğinde gitmişse elbetteki bu iktidarda zamanı geldiğinde ve ülke siyaseti için verimliliğini yitirdiğinde gidecektir.
Ne iktidar ne de halkın oyu (teveccühü, güveni) kimseye tapulu yada kayıtlı değil. Bu gün %50 lere varan oranda oy alan bir siyasi parti yarın sadece mensuplarının oyunu alarak %1 lere inebilir. Ki bu güne kadar hep öyle olmadı mı? Sonuç itibariyle siyasi partiler parlamanter rejimin vazgeçilmez unsurlarıdır. Halk bu partilere belirli süreler için proğramlarını uygulamak için şans vermiş ise buna saygılı olmaktan başka bir yaklaşım sergilemek o siyasi partiye değil bizzat halka, hukuka ve demokrasiye saygısızlık anlamına gelmez mi?
Başka bir form altında askeri hakim olan bir arkadaşımız "ben de mevcut Anayasanın iyi olduğunu düşünmüyorum; ancak, halkın eğitim ve gelişmişlik düzeyi yeni bir anayasa yapmaya uygun değil" tarzında bir yazı yazmıştı. Bu düşünce aslında bizatihi geliştirilmesi ve eğitilmesi gereken bir düşüncedir. Karnını kaşıyan, eğitimsiz diye itham edilen bu halk her seçim döneminde araştırma şirketlerini nasıl şoke ediyor? nasıl bazı partileri tasfiye ediyor? nasıl yeni açılımlara fırsat veriyor? bir bakıp değerlendirdikten sonra halkın yeni bir anayasa yapmaya ehil olup olmadığına dair yorum yapmak gerekir. Bu değerlendirme sağlıklı yapılırsa Türk Halkının ne kadar sağduyulu bir toplum olduğu daha iyi görülecektir. Velhasıl, bir iktidarın demokrasiye karşı hile yapabileceğini düşünmek, bu düşünceden yola çıkarak iktidarı sınırlamaya çalışmak, bunu da iç saflaşmaya varacak şekilde bir mücadeleye dönüştürmek tek kelimeyle paronayadır.
Tekrarlamak gerekirse, bu iktidar da bundan sonra gelecek iktidarlar da ülkemize içte ve dışta fayda sağladıkları sürece halkın teveccühüne nail olacak, zararlı olmaya başladıklarında yada fayda vermez hale geldiklerinde köşelerine çekileceklerdir. Aksini ne kabul etmek ne de düşünmek mümkün değil. Yok takıntılarla, ön yargılarla saflaşmaya, demokrasiyi sınırlamaya kalkarsak bu kez mücadele ettiğimizi düşündüğümüz bir partiye hakettiğinden fazla taraftar kazandırmış oluruz ki, bu da bizzat bu düşüncede olanların ne kadar kötü bir strateji uyguladıklarını gösterecektir.

Yorum Gönder
Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.