Hem gün para cezası sisteminin getirilmesi, hem de karşılıksız çek bedelinden az olamayacak nisbi nitelikte adli para cezası düzenlemesi birbiriyle çelişiyor. Ancak kanun koyucu 3167 sayılı yasa döneminde verilmiş ve kesinleşmiş ceza dosyalarında ceza miktarı açısından lehe aleyhe durumunun olmaması ve cezanın belirlenmesinde çek bedelinin göz önüne alınmasını hakkaniyete uygun gördüğünden nisbi para cezası sistemini de genel hükümlerle çelişir vaziyette açıkça düzenlemiştir ve 1500 gün adli para cezasının cezanın üst sınırını belirleme açısından, ancak çek bedeli kadar ceza verilmesi uygulamasına devam olunması gerektiği, çünkü cezanın açıkça karşılıksız çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağı düzenlenmiş, bunun zıt anlamından bu bedelden fazla bir cezaya hükmetmenin mümkün olduğu anlaşılmalıdır ama herhalükarda çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı kadar ceza uygulanması gerektiğidir.
Son günlerde çıkan her yasa da olduğu gibi yasanın yürürlüğe girmesiyle en sık uygulanacak ve üzerinde uygulamada tereddütler oluşacak maddesi Geçici Madde 2’dir. Bu maddenin getiriliş amacına (çek mağdurlarını ceza evinden çıkarmak) bakılacak olursa bu amaca yasanın yürürlü tarihinden önce keşide ve ibraz edilen çekler için af getirmek veya karşılıksız çek keşide etmek suçunu suç olarak düzenlememekle daha dolaysız yoldan ulaşılabilirdi. Böylece mağdur duruma düşen hakim savcılar her defasında yorulmuş olmazlardı. Bu düzenlemeyle iş çıkarma ve terfi sorunu oluşacak hakim savcıların bu sorunlarına da bir çözüm getirilebilirdi. Durma kararları iş bitirici kararlardan olmayıp dosya geçici madde 1/a maddesinde şikayetçiyle sanık arasındaki anlaşmaya göre belirsiz bir süre(maddede bir süre şartı getirilmemiş 5 veya 10 yıllık bir anlaşma da yapabilirler) veya 1/b maddesindeki düzenlemeyle sanığın taahhüdüyle en az 2 yıl ve her halükarda şikayetçinin başvurusu üzerine anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti (nasıl tespit edileceği belli değil)ne kadar elde kalacaktır.
Ayrıca 1.bentte getirilen 1.11.2009 tarihi neye göre belirlenmiştir bu da açıklamaya muhtaçtır. Bu tarihten sonra, ancak, yasanın yürürlük tarihinden önce veya daha da ileri gidelim sonra mahkumiyetleri kesinleşen mağdurların Suçu nedir Bu mahkumlar(mağdurlar) yasanın eşitlik kuralına aykırı bu hükmünün kendilerine de uygulanmasını isteyerek Anayasa Mahkemesine başvurabilirler.
Şikayete bağlı bir suçta ve yargıtay kararlarıyla mahiyeti gereği uzlaşmanın uygulanamayacağı belirtilen bir suçta CMK’daki uzlaşma hükümleri dururken tek taraflı ucube bir uzlaşma müessesesi getirilmesi doğrumu dur? İnfaz aşamasında bile çek bedeli ödendiğinde veya mağdurla Şikayetçi anlaştığında(uzlaştığında) dava ortadan kaldırılmıyormuydu ki? Böyle bir düzenleme getirilmiş.
Peki mağdurun 1/b maddesindeki tek taraflı, anlaşmaya tabi olmayan taahhüdüne uyup uymadığını kim kontrol edecek? Her defasında alacaklı(veya şikayetçiyi) bir şekilde bulup soracakmıyız? Mağdur ödemeyi taahhüt ettiği bu parayı Kime? Nerede? Nasıl? verecek, alacaklıyı bulamaz sa veya alacaklı ödemeyi kabul etmezse(kısmi ödemeyi kabul etmek zorunda da bırakılamaz) hakime veya savcıya mı verecektir. Öyle ise icra daireleri bu memlekette hangi işi yapacaktır? Hakim savcı tahsilat memuru veya icra memurumudur ki? Çek alacaklarını tahsil ettirme gibi bir görev yüklenmiştir. Kambiyo senetlerine mahsus takip usulünü de kaldırsak daha iyi değilmiydi? Nasıl olsa hakim savcı parayı ceza tehdidiyle tahsil ediyor.
Kanun metninden anlaşıldığı üzere infaz aşamasındaki dosyalarda taahhütname Cumhuriyet Başsavcılığı’na da verilebileceğinden ve kanun metninde hükmün infazının ertelenmesi de düzenlendiğinden 5275 sayılı Kanunun 17.maddesi gereğince infaz taahhütnameyi alan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da ertenebilir. Ayrıca mahkemeden infazın durdurulmasını talep etmek gerekmemektedir.
Yorum Gönder
Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.